Site hakkında..
Sitede yer alan yazı ve fotoğraflar, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Gezgince...
Bu güne kadar çok az şeye gıpta ile bakmışımdır, Anadolu'yu karış karış gezip,eşşiz doğasını ve kültürel zenginliklerini yerinde görüp,o havayı soluyup, izleyicileri için belgesel haline getirip sunanlar haricinde.
Tabiata ve gezmeye olan merakım beni bir belgeselci yapamadı ama gezgin bir coğrafyacı olmamda büyük rol oynamıştır.
Yıllar geçip Türkiye’yi daha iyi tanıdıkça sevgimin katlanarak arttığını görüyorum. Çok geniş olmayan bu topraklardaki doğal ve kültürel zenginlik, sanıyorum dünyanın hiçbir ülkesine verilmemiştir.
Yolumuzu uzatan ve beklide eziyet verdiğini düşündüğümüz dağlar, seyrine doyum olmayan manzaralara, yazın bile yemyeşil kalan bitkilere ev sahipliği yapıyor.
Hani hep gurur duyduğumuz iki şey vardır; Ülkemiz bitki çeşidi ve su kaynakları bakımından çok zengindir deriz.İşte bunları bize sağlayan Erciyes’e,Ilgaz’a,Küre dağlarına ve diğerlerine çıktığımda artık daha fazla saygı duyuyorum.Çünkü onlar yurdumuzu renklendiriyor,dünyanın başka hiçbir yerinde bulunmayan endemik bitkileri bağrında saklıyor,huzur dolu yürüyüş parkurları sunuyor ve yazın sıcaktan bunalanlara; Gelin,yaylalarımda serinleyin diyor.
Günlük hayatın kargaşası içinde bu güzellikleri genelde fark edemiyoruz. Farkedenlerin de çoğu mangal yakıp etrafı kirlettikten sonra, arkasına bile bakma ihtiyacı duymadan çekip gidiyor.Son yıllarda sürekli gittiğim,turizmin yeterince gelişmediğinden şikayet edilen Karadeniz’de bile çöp dağları oluşmuş durumda.İleride gün gelirde turizm patlaması yaşanırsa ortaya çıkacak kirliliği tahmin bile etmek istemiyorum.
Dileğim, insanımızın, özellikle de gençlerin, ağacı, çiçeği, böceği hatta taşı toprağı bir değer olarak algılaması ve coğrafi bir bilince sahip olup, doğayla olan ilişkilerinde yıkıcılıktan
uzaklaşmasıdır. Unutmayalım ki dünya, bize atalarımızdan miras kalmadı, çocuklarımızdan ödünç aldık.
(Kızılderili Atasözü)



